
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü her yıl 25 Kasım tarihinde anılır. 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde rejime karşı mücadele ettikleri için öldürülen Mirabal Kardeşler’in anısına ilan edilen bu gün, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından resmiyet kazanmıştır. Bugün, dünya genelinde toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı bilinç oluşturmak ve çözüm yollarını konuşmak için önemli bir gündür.
25 Kasım, kadınlara yönelik fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddetin her türüne dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak ve mücadele çağrısı yapmak için anılan bir farkındalık günüdür. Bu günde devletler, sivil toplum kuruluşları, medya ve bireyler, kadınların eşit ve şiddetsiz bir yaşam sürme hakkına sahip olduğunu vurgular.
İstanbul Sözleşmesi, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan ve Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadelede Uluslararası bağlayıcılığı bulunan ilk sözleşmedir. Türkiye, bu sözleşmeyi ilk imzalayan ve onaylayan ülke olmuştur. İstanbul Sözleşmesi’ni bugüne kadar 46 ülke imzaladı, bunlardan 38’i sözleşmeyi onaylayarak yürürlüğe koydu. Türkiye, 2021 yılında cumhurbaşkanlığı kararıyla sözleşmeden resmen çekilen ilk ve şu an için tek ülke oldu.
Türkiye, 20 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Resmî açıklamalarda, sözleşmenin “toplumsal ve kültürel değerlerle uyumsuz bazı maddeler içerdiği”, “aile yapısını tehdit ettiği” ve “cinsiyet kimliği” kavramlarının “yanlış yorumlamaya açık” olduğu belirtilmiştir.
Sözleşmede geçen “toplumsal cinsiyet” ifadesi, sadece kadın-erkek eşitliğini değil, LGBTİ+ bireylerin de korunmasını kapsar. Bu durum bazı muhafazakâr kesimlerde “aile yapısı bozuluyor”, “sapkınlık meşrulaştırılıyor” gibi tepkilere yol açtı. Oysa sözleşme, herkesi şiddetten korumayı hedefliyordu.
İstanbul Sözleşmesi, kadınların yaşam hakkını koruyan, eşitlikçi ve önleyici bir çerçeve sunar. Bu nedenle, 25 Kasım gibi farkındalık günlerinde sözleşmenin önemi bir kez daha vurgulanmalıdır.
Sadece fiziksel şiddet mi bu kapsamda?
Hayır. Psikolojik, ekonomik, dijital, cinsel ve sosyal şiddet türleri de bu kapsam içindedir.
İstanbul Sözleşmesi aile yapısını tehdit eder mi?
Hayır. Sözleşme aile yapısına değil, aile içindeki şiddete karşıdır.
Türkiye’de hâlâ koruma yasaları var mı?
Evet, 6284 sayılı yasa hâlâ yürürlüktedir. Ancak İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, önleyici yaklaşımların zayıflamasına dair kaygılar yaratmıştır.
Bir yanıt yazın